Ana Sayfa Hakkımızda Katkıda Bulunanlar İletişim
 
Kongre ve Sempozyum
Yararlı Bilgiler
Spor Bilim
Dergiler
Sağlıklı Yaşam
Spor Kültürü ve Olimpiyatlar
Temel Bilgiler
Toplumsal Boyutlarıyla Spor
 
Yararlı Bilgiler
SPORLA İLGİLİ LİNKLER
MEVZUAT-YÖNETMELİKLER
SPOR SÖZLÜK, FORMÜL VE ÇEVRİMLERİ
REKORLAR
 
 
E-List
  Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
 
 

Ailem mi, Antrenörüm mü?

Hasan Kasap[1]

(Has-ka@superonline.com)

Bilmem bir aile yakınınızdan yeni bir beceri öğrenme deneyiminiz oldu mu? Örneğin, anne-babanızdan otomobil kullanmayı öğrenme gibi. Soruyu tersine çevirelim, çocuğunuza ya da eşinize bir mesleki beceriyi öğretmeyi denediğiniz oldu mu? Örneğin, usta-çırak ilişkisi ‘nde olduğu gibi. Eşinizin patronu ya da patronunuzun eşi olmak nasıl bir duygu, nasıl bir yaşama ortamı. Birçoğumuzun yaşamında benzer deneyimler bulunmaktadır. En azından bunu bir yakınında görebilmek mümkün olmuştur. Bu yazımızda insanın kendi yakınına eğitmenlik ya da antrenörlük yapmasının güçlüklerini irdeleyeceğiz.

İnsan yaşamında ailenin önemli fonksiyonları vardır. Anne-babanın annelik babalık, kardeşlerin kardeşlik gibi aile bağlarını oluşturan önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Bu ilişkilerin fiziksel olduğu kadar psikolojik ve sosyal fonksiyonlarının birey üzerindeki etkileri çok özeldir. İnsan yaşamının temelleri ailede atılır. Bu bakımdan okulöncesi yaşlarda aile, yaşam becerilerinin kazanılmasında önemli görülmektedir.

Eğer aile her şeyi öğretebilseydi okula ve eğitmene gerek olmazdı. Çünkü insan davranışlarında olumlu değişim oluşturma, bir kurumsal organizasyonu ve bir uzmanlaşmayı gerektirmektedir. Meslek alanlarında her mesleğin kendine özgü zihinsel ve fiziksel becerilere dayalı öğrenme süreçleri vardır. Bu becerilerin kazandırılmasında formatör, eğitmen, usta,  formen ve benzeri uzmanlara gerek duyulmaktadır. Aynı şekilde spor becerilerinin öğrenim ve performansında da eğitmen, antrenör ve uzmana gerek vardır. Hele de insanın limitlerinin kapıştığı günümüz spor karşılaşmalarında sporcu birden fazla uzmandan oluşan bir ekibin desteğini almak zorundadır. Yapılan araştırmalar, harekete dayalı bir beceriyi, sadece izleme ve deneme ile öğrenmenin, ekonomik ve doğru bir öğrenme yöntemi olmadığını ortaya koymuştur. Beceriyi izleyen sporcu, gördüğü ile yaptığı arasındaki farkı ayırt etmekte güçlük çekmektedir. Burada kendisine birilerinin, gösterilen örnekle kendi yaptığı arasındaki farkı açıklaması gerekmektedir. Sporcunun ürettiği beceriyle ilgili olarak kendisine, uzmanca “geribildirim” verilmesi, bir formasyon gerektirmektedir. İşte burada bir bilen ‘e gereksinim vardır. Bunun da özellikle alanın uzmanı olan birisi olması beklenir.

Alanın en üst düzeyde uzmanı da olsa insanın kendi yakınının öğretmeni-antrenörü olmasının avantajlarının yanında birçok da dezavantajları bulunmaktadır. “Antrenörlük başkalarının performansını geliştirme sanatıdır” denilmektedir. Bu başkaları sporcuya yakınlık düzeyleri öğretim atmosferinde etkili olabilmektedir. Antrenör statüsünde olan birey, antrenörlük görevlerini yerine getirirken aile yakınlığından kaynaklanacak olumsuzlukların etkilerini olumlu yönde kullanabilmelidir. Aynı şekilde antrenörü, aile yakınlarından birisi olan sporcu da sporculuk görevleri ile aile yakınlığının oluşturacağı sorunların üstesinden gelebilmelidir. Dikkatle bakıldığında kolay gibi görünen bu durumun aslında içten içe kolayca ayırt edilemeyeceğini görmek mümkündür. Bir antrenörün antrenörlüğü ile anne-babalığını, anne-babalık görevleri ile de antrenörlüğünü karıştırmaması kolay değildir. Peki bu gerekli midir? Anne-baba ya da eş, antrenörlük ortamlarında antrenör gibi, aile ortamlarında da aile gibi davranamaz mı? Belki de davranabilir. Aile sorumluluklarının gerektirdiği yaş ve beceri düzeylerinde bu mümkün ve gerekli görülmektedir. Ancak belirli ve kesin profesyonellik isteyen ve spor gibi bir ekip desteği gerektiren koşul ve yaşlarda aile antrenörlüğün verimi tartışılır. En iyi bildiğiniz ve uzmanı olduğunuz bir konuyu çocuğunuza ne kadar kolay öğretebiliyorsunuz? Aynı şekilde ailenizden birinden bir mesleki beceriyi ne kadar kolay öğrenebiliyorsunuz? Beğenmediğiniz antrenörünüzden vazgeçebilirsiniz. Ancak bu ailenizden biri olursa bu kolay olabilir mi? Bu hakkınızı antrenör ya da sporcu olarak kolayca kullanabilir misiniz? Bir sporcu her ikisini de kaybetmeyi göze alabilir mi?

Üst düzey sporcuların yetenek sınırlarını zorlayabilmeleri, pek çok faktörün bir arada eksiksiz olarak bulunmasını gerektirmektedir. Aile desteği ve bu anlamdaki psikolojik doygunluk bu parametrelerden biridir. Evine döndüğünde başarı ve başarısızlıklarını paylaşarak kucaklayacak bir aile ortamı çok önemlidir. Bunun yanında teknik bilgi, beceri ve dostluğu ile aile dışında sadece profesyonelliğinin gereği rehberliğini yapan bir antrenör statüsüne gerek vardır. Bu statü aile ilişkilerinden farklı tutulmalıdır. Antrenör bu duyguları ayırt etmekte başarılı olsa bile sporcu için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Konu aklıma geldikçe eşime kayak öğretirken yaptığımız kavgalarımızı hep hatırlarım.


[1] Marmara Ün. BESYO Öğretim Üyesi.


Sporbilim 2012