Ana Sayfa Hakkımızda Katkıda Bulunanlar İletişim
 
Kongre ve Sempozyum
Yararlı Bilgiler
Spor Bilim
Dergiler
Sağlıklı Yaşam
Spor Kültürü ve Olimpiyatlar
Temel Bilgiler
Toplumsal Boyutlarıyla Spor
 
Yararlı Bilgiler
SPORLA İLGİLİ LİNKLER
MEVZUAT-YÖNETMELİKLER
SPOR SÖZLÜK, FORMÜL VE ÇEVRİMLERİ
REKORLAR
 
 
E-List
  Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
 
 

Spor Eğitiminde Olumlu Öğrenme Atmosferi

SPOR EĞİTİMİNDE

OLUMLU ÖĞRENME ATMOSFERİ (1)

Hasan Kasap[1]

(Has-ka@superonline.com)

 

Okul deneyimlerimiz arasında beden eğitimi derslerinin önemli ya da önemsiz mutlaka bir yeri vardır. Bedensel etkinlikler insanın düşündüğünü, bir davranış olarak ortaya koyduğu için gizlenemez. Herkese açık olarak gerçekleştirilir. Çevrenizdeki insanların bakış ve denetimine açıktır. Gerek beden eğitimi dersleri gerekse yaz spor okulları veya antrenman ortamları en yakınından başlayarak izleyenlerin gözlem ve denetimi altında gerçekleşir. Bu etkinliklere katılanlar çoğu kez bu denetimin stresi altındadır. Gösteri stresi çoğu kez onları, yapabilecekleri hareketleri bile yapamaz hale getirebilir.

Lavay ve French Henderson,“Beden eğitimi ve spor etkinliklerine katılanların %20 sinin bundan hoşlanmadığını” belirtmektedir. Bu hevessizlin nedenlerinden birisi de uygulama ortamlarının gerginlik yaratan yapısıdır.

Beden eğitimi öğretmenleri ve antrenörler, bu öğrenme ortamlarını planlayan ve yöneten uzmanlardır. Uygulamalarımızda öğrencinin duygusal güvenliğini sağlamak için olumlu ve heyecan verici bir sınıf iklimi oluşturmalıyız. Yetenekli ve becerikli öğrencilerin çoğu, derste eğitmenleri dinlemek, etkinliklere katılmak ve öğrenmek isterler. Daha az becerili olanlar da kendilerini geliştirmek istemelerine rağmen beceriksizliklerini, beden eğitimi öğretmenleri ve arkadaşlarıyla paylaşmaktan çekininler. Alıştırma ortamlarını paylaşan herkesin kendisini –ki buna beden eğitimi öğretmeni ya da antrenör de dahildir, sırlarını paylaşabileceği dostlarının toplandığı eğlenceli bir ortamda hissetmesi gerekir.

Olumlu Ve Sıcak bir Antrenman iklimine nasıl erişilebilir?

Sokrates’in; “sınanmamış yaşam, yaşamaya değmez” gözlemi günümüzde, söylendiği zamandaki kadar doğrudur. Her Spor eğitimcisi bunu kendi durumuna uyarlayabilir. Olumlu bir antrenman atmosferi oluşturmada ne kadar iyi olduğumuzu sınamak için aşağıdaki sorulara bir göz atalım.

  • Yönettiğim ders ya da antrenmanda olanların farkında mıyım?
  • Öğretmede arzulu, şevkli ve istekli miyim?
  • Kurallarımı uygulamada esnek miyim?
  • Canayakın mıyım?

Farkındalığı gelişmiş olan Spor eğitmenleri, tüm ders boyunca dersinde nelerin sürüp gittiğinin her zaman farkındadır. Olumsuz davranışları yayılmadan önce ortaya çıktığı anda onlara olumlu bir şekilde durdurmak için derhal harekete geçerler. Öğrenme ortamlarında olumsuz tutum ve davranışlar olumlu tutum ve davranışlardan daha çabuk yayılır.

Şevkli-hevesli olma bulaşıcıdır. Etkili bir Spor eğitimcisi olmak için öğretmeye şevkli, istekli ve heyecanlı olmalıdır. Spor Eğitimcisinin hevesliliği bütün sporculara yayılır ve olumlu, sıcak ve besleyici bir sınıf ikliminin oluşmasına yardım eder.

Spor eğitimcisi, çalışmalarda gerçekleşen davranışları hem olumlu yöne yönlendiren hem de yerine göre benimseyen bir stratejiyi kullanmalıdır.

Beden Eğitimi ve spor ortamlarında uygulanacak kuralların öğrencilerle birlikte hazırlanması çok yararlı olur. Böylece sporcular kendi kurallarına uymak durumunda kalırlar. Antrenör ya da öğretmenin koyduğu kurallar öğrenciler tarafından benimsenmeyebilir. Katılanlarla birlikte oluşturulan kuralların bozulması halinde bunun nedenlerinin incelenmesi ve gerekirse yeniden birlikte düzenlenmesine izin verilmesi önerilmektedir.

Spor eğitimcisinin cana yakın olmalısı gereklidir. Öğrencilerinin isimlerini öğrenmesi onlara isimleri ile “günaydın” ve “iyi günler” demesi dostça bir ortamın oluşmasını sağlayabilir. Sınıftan çıkarken her birinin elini sıkmak kalabalık sınıflar için zor olabilir. Ancak küçük sınıflarda etkili olur. İsimleri öğrenmek için gruplamalar yapılabilir ve her defasında bir grubun adı öğrenilmeye çalışılarak isim kullanma stratejisinden yararlanılabilir.

Olumsuz davranış sergileyen öğrencinizin ismini biliyorsanız şüphesiz onu uyarmanız kolay olur. Sadece uyarmak için değil olumlu davranışları ödüllendirmek için de çocuklarla, ismi ile iletişim kurmak önemlidir. Her öğrenciyi derse girerken veya ısınırken ismini söyleyerek selamlamak, dersin ya da çalışmanın bitişinde sınıftan çıkarken her öğrenciye ismiyle hitap ederek o günkü çalışmasını değerlendirmek, öğrenciye, olumlu davranışlarını pekiştirirken ve olumsuz davranışlarını düzeltici uyarıları içeren geribildirimde bulunurken ismini söylemek olumlu atmosfer oluşturmada önemlidir.

SPOR EĞİTİMİNDE OLUMLU ÖĞRENME ATMOSFERİ (2)

Anneler-babalar diyorum çünkü öğrenmenin temelinde, çocuğun yaşamında “önemli kişiler” sınıfında olan herkesin, öğrenmede etkili olduğu kanıtlanmıştır. İnsanlar yapabildiklerini, öğrenme ile kazanılmaktadırlar. Sevinçlerimiz, korkularımız ve hayranlıklarımız hep öğrenmenin ürünüdür. İyi veya kötü diye nitelendirdiklerimiz öğrenme ortamlarımızın beynimize kazıdığı miraslardır.

BECERİ KAZANMA ORTAMI BİR PAYLAŞIM ORTAMI MI?

Bir şeyler öğrenmek üzere öğretenin karşısına gelen öğrenciler, bir öğrenme kitlesi olarak eşit ilgi beklerler. Bu, öğrenenlerin her birinin öğretenden, aynı özen ve dikkati beklediği anlamına gelir. Böyle bir ortam, öğrenme gurubunu oluşturan sınıf ya da takımın, bir bütün olarak gelişmesine yardım eder. Düşünün ki bir sofradasınız ve yiyeceklerin dağılımında farklılık oluyor. Yeme isteğiniz olmasa da size düşen pay, sizde farklı birliktelik duygusu yaratabilir mi? Çevrenizde az ya da çok pay alanlara karşı düşünceleriniz farklı olur mu? Evet, paylaşanların bazılarına karşı hınçlaşır bazılarına da üzülürsünüz. Hele de çocuksanız. Sonuç olarak sofra çevresinde olumsuz bir iklim oluşur. Birliktelik ve güven bozulur. Birbirini kabullenme zorlaşır. Karşılıklı saygı ve değerler yitirilir. Biraz düşünelim. Gerçekte sofra ortamı ile ders ortamı arasında bir benzerlik bulunabilir mi?

OLUMLU BİR ATMOSFER İÇİN OLUMLU BİR DAVRANIŞ YAKALANABİLİR Mİ?

Biz anneler-babalar, antrenörler, öğretmenler genellikle şu tuzağa çok düşeriz: Öğrenenin ya da karşımızdakinin eksiğini yakalamak. Bu tutum adeta bizim, öğretme uzmanlığımızın kanıtlanması anlamına gelir. Bundan kaçınamayız. Öğretme ustalığının, genellikle öğrencilerimizin olumsuz bir davranışını gördüğümüzde düzeltmek için, onu yakalamak ve uyarmak olduğunu zannederiz. Bir hata duyargası, bir yangın alarmıyız. Ama ne yazık ki çocuklar bunun, dikkatimizi çekebilmenin önemli bir aracı olduğunun çabuk farkına varırlar.

Sınıf ya da takım içinde birisinin olumlu bir davranış göstermesi ve eğitmenin bunu fark edebilmesi çok önemlidir. Basit bir övgü sözü olumlu davranışın uzun süre devam etmesini pekiştirebilir. Bu farkındalık, ekipte olumlu değerlerin öne çıkmasına ve değer kazanmasına neden olur. Başarının farkında olmak, olumlu atmosferin oluşmasında önemlidir. Eğitmenler hataya göz yummamalı, ancak bunun karşılığını olumlu bir örnekle yanıtlayabilmelidir. Başarısı fark edilmeyen ve onaylanmayan çocuk ve genç, başarılı olmada sorun yaşar. Öğrencilerin başarıları duvar gazetesinde bültenlerde ve benzeri iletişim araçlarında duyurulması bu yaklaşıma bir örnek olabilir.

OLUMLU BİR ÖĞRENME DİSİPLİNİ OLUŞTURMA

Öğretme rolünü üstlenen anne-baba, antrenör ya da öğretmenler, öğrenme ortamında, güvenli bilginin tek temsilcisi durumundadırlar. Akademik otoritelerinin bozulmasını istemezler. Bütün öğrencinin kendilerini dinlemelerini ya da verdikleri yönergelere uyulmasını isterler. Çocuklar eğer anlatılanlara karşı ilgisizse bu öğretenin ilgi yaratma sorunudur. Çocuk ilgi duyduğu şeylerle ilgilenir. Öğreten ilgiyi çekebilmelidir. Başlangıçta öğrenci, sunulacak konunun ya da öğretilecek becerinin öneminin farkında olmayabilir. Hatta öğretmene bakarken aslında eşofmanını acaba nereden aldığını düşünebilir. Bunu yanındakine sormayı, dinlemekten daha önemli görebilir. Bu durumda öğretmen, öğrenci ya da sporcunun dikkatini, konuştuklarının öneminin farkına vardıracak şekle dönüştürmelidir. Böyle bir durumda öneri; Öğrencilere direktiflerin bir kere verilmesi şeklindedir. Eğer öğrencilerin başka bir etkinliğe daldıkları ve gerçekten duymadıklarına inanılıyorsa direktifin bir kez daha söylenmesinin uygun olacağı belirtilmektedir. Ancak eğitimciler, direktifin, asla üçüncü kez tekrar edilmemesini öneriyor. Tekrar sayısı arttıkça verilen direktiflere daha az öğrencinin uyduğu belirtiliyor.

Direktiflerin olumlu ve etkili bir sesle verilmesi, sonra bir süre sessiz kalınması, öğrencilerle göz kontağının korunması ve direktifin yerine gelmesinin beklenmesi önerilmektedir. Genellikle 2–3 saniye sonra sonuç görülebilir.

SPOR EĞİTİMİNDE OLUMLU ÖĞRENME ATMOSFERİ (3)

Genç sporculara bir şeyler öğretmeyi üstlenmek, bir sahne sanatçılığı kadar güçlü bir rol yeteneği ister. Bilim, öğretme işinde, yetenekli olmanın avantajını yadsımazken, öğretmenliğin çalışılarak da öğrenilebilecek bir meslek olduğunu ortaya koymuştur. Öğretme eyleminde bazı eğitmenlerin, gerçekten doğuştan gelen çekicilikleri vardır. Dinlemekten ve öğrenmekten zevk aldığımız antrenör ve öğretmenlerimiz bu bakımdan çok şanslıdırlar. Onlardan öğrenmek de öyle. Öğretme eyleminde, rolünüzü çok iyi oynayabilmeniz için iki şansımıza güvenebiliriz. Birincisi yeteneklerimiz, ikincisi ise rolümüze çok çalışma alışkanlığımızdır. Bu gün, olumlu öğrenme atmosferi oluşturmada öğretmenlik ya da antrenörlük rolümüze hazırlanırken, olası olumsuzluk senaryolarına karşı olumlu rolümüzü nasıl geliştirebileceğimizi tartışacağız.

 

Önce Kendinizi, Sonra Sporcularınızı kontrol edin!

 

Uçaklarda hayranlık duyduğum bir güvenlik önlemi vardır. Bunu hemen herkes okumuştur. “Önce kendi Oksijen maskenizi sonra çocuğunuzunkini takın”. Ne kadar önemli bir güvenlik kuralı...  Eğitim bilimciler, “öğrencilerinizin olumsuz davranışa yöneleceğini tahmin ettiğiniz an önce kendinizi kontrol ederek örnek olun” diyorlar. Biz de bu sözü; beden eğitimi öğretmenleri ve antrenörlerimiz için önerilebilecek mükemmel bir ilke olarak görüyoruz.

Eğer bir öğrenci ya da sporcu bir kuralı bozarsa harekete geçmek gerekir. Ancak vereceğimiz reaksiyonun mantık modundan mı yoksa savunma modundan mı olacağına dikkat etmeli ve kontrolü kaybederek savunma moduna girmemelidir. Lekeleyici bir yargıdan kaçınmalıdır. Bunun için de, kural ihlalinden ötürü sporcuyu suçlamadan önce oyunda neler olduğundan emin olunmalıdır.

Kötü davranışlar genellikle kötü niyetlerle başlar. Antrenörün anında farkında olması gerekir. Çünkü gurup içinde olumsuz davranışlar bulaşıcıdır. Problemlerin sürdürülmesine olanak verilmemelidir. Problemler takımın tümüne yaygınlaşabilir ve daha büyük olaylara neden olabilir.

Olumsuz bir davranış gerçekleştiğinde ders ya da antrenmanın kesilmesi en iyisidir. Kontrolü kaybederek, sporcularla antrenör arasındaki sürtüşmeyi, probleme problem ekleyerek geliştirmemelidir. Onun yerine antrenörün sakinliğini koruması ve sporcuları çalışma alanının bir kenarına alması önerilmektedir. Kenara alınan sporcularla tam bir göz kontağı kurarak antrenman ya da çalışma ortamının kurallarının açık sözlülükle açıklanması bu açıklamalarda sporcuların çok iyi yapabildiği ya da daha önceleri iyi yaptığı davranışlardan başlayarak konuşmak yararlı olmaktadır. Örneğin bir sporcu ile konuşurken olumlu mesaj veren bir göz kontağı kurun. Sonrada: “Mehmet sen oyun içinde çok adil davranabilirsin. Çünkü bunu birçok kez yapabildiğini gördüm.”

Şeklinde kendi olumlu davranışlarını hatırlatarak olumlu iletişim kurulabilir. Bu sizinle öğrenci arasındaki gerilimi azaltabilir.

Düzeltilmesi Gereken Davranış Üzerine Odaklanın

Sporcu ya da öğrenciler olumsuz tutum ve davranış gösterdiklerinde, azarlama sözcüklerinde dikkatli olunmalıdır. Sporcuya saldırmaktan çok sporcunun ortaya koyduğu davranışı tanımlamanın en olumlu yöntem olduğu belirtilmektedir. Örneğin: “Antrenmanlarda, sen çok ilgisizsin..!” yerine, “Egzersizlere katılamadığını görüyorum...” tarzı tercih edilebilir.

“Biz” duygusunu geliştirmek bireysel çıkar çatışmasını ortadan kaldırabilir. Başarı ve başarısızlığın geriliminin paylaşılmasını sağlayabilir. Bu da grup içi gerginlikleri azaltarak olumlu iletişim ortamları yaratabilir. Sporcular davranış problemlerinin çözümünde sizinle uyum içinde çalıştığını öğrenmek ve bundan emin olmak isterler. “Bu sorunu çözebilmek için ne yapmalıyız?” şeklinde sorulan sorularla sporcunun kendisine değil ortaya çıkan soruna odaklanmış olunur. Antrenörünün bu yaklaşımın, aslında sporcuya “yardım” amacını taşıdığı ve antrenörünün onunla ilgilendiği sonucunu çıkarmasına yardım eder. Üretilen olumsuz davranış yerine sporcuya yapılan saldırı çok zorlu sorunları doğurabilir.

SPOR EĞİTİMİNDE OLUMLU ÖĞRENME ATMOSFERİ (4)

Antrenman sahalarında sporcular olumsuz tutum ve davranış gösterdiklerinde, antrenörün seçeceği “azarlama” sözcükleri”nde dikkatli olması gerektiğini belirtmiştik. Böyle bir durumda antrenörün önce kendisini kontrol etmesinin gereğine değinmiştik.

Yapılacak her türlü açıklama ve tanımlamaların odağı sporcunun kendisi değil, üretilen olumsuz davranış olmalı. Eğer Antrenör, öğrenci ya da sporcunun özel bir davranışını hedef gösterir ve direkt sporcunun kendisine yönelirse bireysel problemlere yol açabilir. Unutulmamalı ki insanlar kendilerini iyi hissettiklerinde daha olumlu davranırlar. Eğer olumlu bir şey söylenecekse bireyin kendisine, olumsuz bir eleştiri yapılacaksa üretilen davranışa yönelmek daha doğru olabilir. Antrenör bir açıklama yaparken sürekli arkadaşı ile konuşan sporcularına, “Ben konuşurken aranızdaki konuşmaların bitmesini istiyorum. Eminim konu çok önemlidir. Ben de sizi dinlemek istiyorum?”  Hata düzeltmeye yönelik bir direktif verirken antrenör; “ Top size doğru gelirken daima topa bakmanız, yapacağınız harekette size yardımcı olur.”  Şeklinde olumlu iletişim sözcükleri seçebilir. “Benim antrenmanımda böyle bir şeyi asla yapamazsın!” “Size karşı bütün saygımı yitiriyorsunuz.!” “Çocuk gibi hareket ediyorsun.!” Yaklaşımları önerilmeyen ve antrenmanın olumlu atmosferini bozan azarlama sözcüklerine örnek olabilir.

Tutarlı Olun

 

Antrenman ortamlarında, antrenör sporculardan, sporcular da antrenörden ne beklediklerini bilmelidir. Böylece antrenörün davranışları ve sporculara karşı olası tutumu önceden bilinebilir. Eğer antrenör takımı ile ya da öğrencileri ile bir kurallar sözleşmesi yaparsa bu kuralların takipçisi olmalıdır. Kuralların bozulmasına göz yummamalıdır. Çalışma kuralları sadece antrenörün kuraları olmamalı böyle olduğu takdirde sporcu kendi benimsemediği kurala uymak istemez. O kural antrenörün sorunudur. Kendi sorunu değildir. Başkasının kuralı başkası yokken veya arkasını döndüğünde bozulmaya adaydır.

 

Antrenörün“Evet”lari gerçekten her zaman “Evet” olmalıdır ve “Evet” olarak kalmalıdır. “Hayır”ların “Evet”e, “Evet”lerin “Hayır”a dönmesi davranış problemlerinin doğması demektir. Bu antrenörün tutarlı ve ilkeli tutumunun bir göstergesidir. Ancak bu hatalı bir tutumun sürdürülmesi anlamına gelmemelidir. Eğitmen sık sık yeni gelişmeleri izleyerek ve sporcularını anlamaya çalışarak gerektiğinde sporcularına karşı gösterdiği tutumunu değiştirmelidir.

Sporcu ya da öğrencilerden  “Gelecek antrenmana bir bilgi getirmeleri istediğinde, ya da kendilerine bir görev verildiğinde bu görev ya da bilginin mutlaka izlenmesi gerekir. Gelecek antrenmanda başka görev beklenir ya da yeni görevler verilirse bu evet’lerin hayır’lara dönüşmesi anlamına gelir ve güvensizlik oluşturur. Gelecekte yapacağınız çalışmanın şekli, yeri, süreci v.b ile ilgili verilecek her söz tutulmalıdır.

Antrenmanlarda mantıklı görevler verilmeli. Bu görevlerin gerekçeleri açıklanmalı ve sporcuların bu görevi nasıl anladıkları antrenörce izlenmelidir. Bu görevlere “Uyum” her zaman kontrol edilmelidir. Sporculara bir görev verildiğinde yapıp yapmadıkları izlenmezse tutarsız bir davranış yönetimi yaratılabilir.  Görevlerin yapılıp yapılmadığına bakmak çok az bir zaman alır. Verilen çalışmanın izlenmesi ve sporcunun bu çalışmayı yaparken, iyi yaptığı bir şeyler için övülmesi, olumlu atmosferin ve görevin sonuna kadar sürdürülmesini sağlayabilir. Ayrıca iyi örneklerin özendirilmesi sporcunun diğer arkadaşlarına rol-model olmalarını sağlanabilir. Bu da işe yaramadığında başka özendirici yollar denenmelidir.

Antrenör aynı davranışa her zaman aynı tepkiyi göstermelidir. Antrenörün ruh haline bağlı olarak aynı davranış için bir sporcu ve ya öğrenciye farklı, diğerine farklı tepki vermesi tutarsızlığının bir göstergesidir. Olumlu atmosferi bozar. Antrenör sporcusunun olumsuz bulduğu bir davranışı için onu cezalandırırken, bir başka zaman aynı davranışında bunu yapmaz ve vazgeçerse –ki çeza hiç önerilmez, bu durum antrenör ya da eğitimcinin tutumunu güvenilmez ve tahmin edilmez yapar.

Antrenör-eğitmen her zaman kabul edilebilir ve tahmin edilebilir bir tutum geliştirmelidir.


[1] Marmara Ün. BESYO Öğretim Üyesi.


Sporbilim 2012