Ana Sayfa Hakkımızda Katkıda Bulunanlar İletişim
 
Kongre ve Sempozyum
Yararlı Bilgiler
Spor Bilim
Dergiler
Sağlıklı Yaşam
Spor Kültürü ve Olimpiyatlar
Temel Bilgiler
Toplumsal Boyutlarıyla Spor
 
Yararlı Bilgiler
SPORLA İLGİLİ LİNKLER
MEVZUAT-YÖNETMELİKLER
SPOR SÖZLÜK, FORMÜL VE ÇEVRİMLERİ
REKORLAR
 
 
E-List
  Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
 
 

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENİ YETİŞTİRME POLİTİKALARI

1909DAN BU YANA TARİHİ SÜREÇ İÇİNDE BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENİ YETİŞTİRME POLİTİKASI

 

Şakar, F.

 

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü Öğretim Görevlisi

 

Türkiyede modern eğitimin doğuşu ve gelişimi sürecinde Beden Eğitimi ve Spor Eğitimine yöneliş ancak İsveç‘de Beden Eğitimi öğrenimi yapan Selim Sırrı Tarcanla 1909da hareketlenmeye başlanmıştır. İsveçte tahsilini tamamlayan Selim Sırrı Tarcan yurda döndükten sonra okullarınıza Beden Eğitimi derslerinin bilimsel ve metodik olarak girmesine öncelik etmiştir. O dönemde Beden Eğitimi Öğretmenlerini yetiştirmek üzere kendi gayretiyle İstanbulda kurslar açmışsa da çeşitli sebeplerle bu kursları yürütme imkanı bulamamıştır. 1923te toplanan “Heyet-i İlmiye”de Beden Eğitimi Öğretmeni yetiştirme konusuna büyük önem verilmiş ve Beden Eğitimi Öğretmeni yetiştirmek üzere bir okul açılması kararlaştırılmıştır fakat bütün çabalara rağmen bu karar gerçekleşememiştir.

 

Türkiyede Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliğinin bir meslek haline gelmesi ancak Cumhuriyet döneminde mümkün olabilmiştir. 1926da Selim Sırrı Tarcana İstanbul çapa Kız Öğretmen okulunda açtığı 9ar aylık kurslar ile yeni döneme girilmiş oldu. Bu kurslar dört dönem devam etmiştir. İlkokul Öğretmenleri ve Lise mezunları arasından seçilen yetenekli öğrencilerin katıldığı bu kursların müdürü Selim Sırrı Tarcan, öğretmenleri ise bayan İngenermann, bay Roger Conson ve Anderson idi. Bu kurslarda okutulan dersler Beden Eğitimi Nazariyatı ve Tatbikatı- Oyun – Spor – Tıbbi Jimnastik ve Masaj olup değerlendirme 0-5 not üzerinden yapılırdı. Bu kursların üçüncüsünden mezun olan Zehra Tahsin (Alagöz) İsveçe spor tahsili yapmak üzere gönderilmiştir. Galatasaray Lisesi mezunlarından Suat Hayri Ürgüplü ile Vildan Aşir Savaşır Fransaya, Nizamettin Kırşan İsveçe gönderilmişsede Vildan Aşir Savaşır Fransadan İsvaçe geçerek spor tahsilini orada tamamlayarak 1928de Nizamettin Kırşanla birlikte Türkiyeye dönmüşlerdir. Nizamettin Kırşan, Selim Sırrı Tarcan beyin müfettişiliğe atanması nedeniyle kurs müdürlüğüne getirilmiştir. Aynı yılda dönen Vildan Aşir Savaşır ve Zehra Alagöz o tarihte Ankarada açılan Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsüne öğretmen olarak atanmışlardır.

 

Başmüfettiş Selim Sırrı Tarcan, öğretmen Vildan Aşir Savaşır ve kurs müdürü Nizamettin Kırşanın teşebbüsleri ile Maarif Müsteşarı Emin Erşirgil ve Genel Müdür Cevdet Dursunoğlunun desteği sonucunda Ankara Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü bünyesinde 1932 yılında Beden Eğitimi bölümü açıldı. 1932-1933 yıllarında da Eğitim ve Öğretime başladı. Öğretim süresi üç yıl olup ilk bölüm Başkanı Nizamettin Kırşan, öğretmenleri ise Zehra Tahsin (Alagöz), Vildan Aşir Savaşır ve Almanyadan özel olarak getirtilen Kurt Daynastır. Bölüme Öğretmen Okulu mezun erkek öğrenciler yetenek sınavı ile alınıyordu. 1935de ilk mezunlarını verdi ve mezunlarının sayısı 23tür.

 

Ülkemizde Beden Eğitimi Öğretmenliği eğitiminin dünü 1932-1982 yılları arasını içine alır. Bu nedenle “Üniversite Öncesi” dönem diye adlandırılabilir. 1937 yılında artan Beden Eğitimi Öğretmeni ihtiyacını gidermek için Eğitim-Öğretim iki yıla indirilmiş olup bayan öğrencilerde Enstitüye alınmaya başlanmıştır. 1945-1946 yılında Edirne Kız Öğretmen Okulu bünyesinde Beden Eğitimi bölümü açıldı ve bir yıl sonra Gazi Terbiye Enstitüsüne nakledildi. 1946-1947 yılında çapa Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi bölümü açılmış olup iki yıl öğretimden sonra oda Gazi Eğitim Enstitüsüne nakledilmiştir. 1947-1950 öğretim yılında Beden Eğitimi bölümü Gazi Eğitim Enstitüsü bünyesinden fizik olarak ayrılma çabası gösterip Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne bağlanarak Yüksek Beden Eğitimi Enstitüsü adını aldı. Ekonomik nedenler yüzünden 1951-1952 Öğretim yılı sonunda Yüksek Beden Eğitimi Enstitüsü tekrar Gazi Eğitim Enstitüsü bünyesine alındı.

 

1960dan sonra çabuk ve ucuz bazen de politik amaçla Beden Eğitimi Öğretmeni sağlama yolları düşünüldü ve de uygulandı. Bunun içinde mesleğe çok zarar verildi. Meslekleşmenin güçlenmesine darbe vuran büyük bir çeşitliliğe gidildi. 1973-1974 Öğretim yılında Beden Eğitimi öğretiminde gece eğitimi yapılmaya başlandı. Bu öğretim 1976 yılında sona erdirildi. 1974-1975 Öğretim yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi bölümünde başlatılan Yay-Kur Öğretim çalışmaları daha sonra Mektupla Öğretim ve Yaz Okulu Uygulamaları olmak üzere ikiye ayrıldı. Hızlandırılmış programla Beden Eğitimi Öğretmeni yetiştirme yoluna gidildi. Genç Beden Eğitimi Öğretmenleri çok yetersiz öğretim sonunda hayata atıldı. 12 Eylül 1980 harekatı öncesi Beden Eğitimi Öğretmeni yetiştiren kurumların temel özellikleri ise şunlar olmuştur.

 

Beden Eğitimi bölümlerinde anarşik olaylar daha fazla gelişme imkanı bulmuştur. Beden Eğitimi Öğretmenlik amacını ve özelliklerini kaybetmiş ideolojik eğilimlere düşmüştür. Toplumda Beden Eğitimi Öğretmenleri siyasi nitelikteki meslek kuruluşları yoluyla kamplara ayrılmış meslek saygınlığını çok geniş ölçüde kaybetmiştir.

 

20 Temmuz 1982de 2547 sayılı YÖK Kanunu ile Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni yetiştiren kurumlar Üniversiteler bünyesine alındı. Eğitim Fakültelerinin amacı: Anayasamızda, ilgili kanunlarda ve yönetmeliklerde belirtilen hedefler doğrultusunda Orta Öğretim kurumlarımıza Öğretmen, Yüksek Öğretim kurumlarımızda Öğretim Elemanı ayrıca akademik çalışmalar yaptıktan sonra belirli aşamalardan geçerek Öğretim Üyesi olarak üstün nitelikli elemanlar yetiştirmektedir. Eğitim Fakültelerinin önemli bölümlerinden biri de Beden Eğitimi ve Spor bölümüdür. Yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda görev yaparak lisans düzeyinde Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği programlarını yürütmektedir. Şu anda ülkemizde bu amaca hizmet veren yedi kuruluş vardır. Eğitim Fakültelerinin kurulması ile pek çok ilerlemeler kaydedilmişse de sorunların tamamen çözümlenmiş olduğu ileri sürülemez. Eğitim Öğretim düzeyinin yükselip çağdaş eğitime yaklaşabilmesi için bazı hususları süratle çözümlenmesi büyük önem taşımaktadır.

 

Maddi Sorunlar: Yüzme havuzu, Atletizm sahası, Futbol sahaları, salonlar açısından sağlam temeller atılmış olup oldukçam iyi bir başlangıç yapılmış olmasına rağmen zaman zaman eğitim öğretim araç ve gereçleri, makineler, sportif giyim ve eğitim malzemeleri hatta kırtasiye malzemesi temini konularında sık sık darboğazlarla ve sıkıntılarla karşılaşılmaktadır. Tabi ki bütün bunların düzeltilmesi bütçe imkanlarına bağlı hususlardır. Bu nedenle Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni yetiştirme gibi çok özel görevi bulunan Eğitim Fakültelerinin bütçe imkanlarını önemli boyutta iyileştirilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Spor alanında ki her yatırım yurt açısından ve gelecek nesillerin yetiştirilmesi yönünden en önemli ve verimli yatırım olduğu bir an bile göz önünden uzak tutulmamalıdır.

 

Öğrenci Sayıları: Ülkemizde Beden Eğitimi ve her fakültede henüz aynı derecede gelişmediği açıktır. Fakültelere kaydedilen öğrenci sayıları ise istenen şekilde nitelikli bir Eğitim Öğretim gerçekleştirecek şekilde belirlendiği ileri sürmek son derece güçtür. Kapasitesi 200-250 olan bir fakülte eğer 800-850 civarında öğrenci alabiliyorsa ki bu rakam son derece yüksektir o zaman Eğitim kalitesi hakkında konuşmamak gerekir. Spor Öğretmeni yetiştiren kurumlarda Öğretim elemanlarının öğrencilerle yakından ve bazı dallarda bireysel olarak ilgilenmesi veya küçük birikimlerle çalışmaları gerekmektedir. Bu yüzden fizik kapasiteyi genişletmeden öğrenci sayısını uzunca bir süre hiç olmazsa artırmaya gidilmesi ve bu sayının belli bir ölçüde tutulması nitelikli bir Eğitim Öğretim açısından büyük önem taşımaktadır.

 

Hazırlık Sınıfı ve Yatılılık: Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor programlarını yürüten bölümlerin aday öğrenci kaynakları gittikçe artan bir hızla yetersizleşmektedir. Bu nedenle bir hazırlık sınıfı açılmalı, bir yandan da bölümlerin yakın çevresinde şartları en elverişli Öğretmen Liselerinde veya genel lisede öncelikle bu bölümlere hazırlamak üzere Beden Eğitimi ve Spor ağırlıklı programlara yer verilmelidir. Yatılılık fikri parlak görülmemekle birlikte yetenekli sporcuların spor öğretmenliğine çekebilmek için yatılı yatısız pansiyonlar, devlet bursları ile destekleme yerinde olur sanırım.

 

Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Eğitim Programları: Ders çeşidi, sayısı ve yükü, ders seçme ve alma sisteminden kaynaklandığı gözlenen sorunlarla Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliğinin değişen ve gelişen rolleri de göz önünde bulundurularak, kapsam, düzen ve işleyiş yönlerinden ele alınıp daha gerçekçi bir duruma gelmelidir. Örneğin kaynak kaymasını, yüzmesini ve bir grubun liderliğini rasyonel bir biçimde idarede tutarlı alabilmelidir.

 

Ülkemizde 23 Spor Federasyonu bulunmaktadır. Bu federasyonlarla iş birliğine gidilip sürekli ve geçici olarak kursları, seminerleri, hakemlik antrenörlük çalışmalarını Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği programlarına alınmalıdır.

 

Federasyonlar imkanları ve Fakülte kaynakları beraberce düşünüldüğünde her yönden özellikle ülkemiz spor politikası açısından da çok faydalı olur kanaatındayım. Bütün bunları dikkate alarak Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Eğitim programlarında %70 Spor bilgisi (dal bilgisi) %20 Öğretmenlik bilgisi %10 genel bilgi dolaylarında olmalı ve böylece dengelenmeli. Bu genel dengede dal bilgisi, Öğretmenlik bilgisi ve Genel bilgi alanları arasındaki kopukluk giderilerek kaynaştırılmalı. Zamanla Spor Öğretmenliği Eğitim programlarının genel dengesi korunarak öğretmenlik bilgisi içinde Spor Öğretmenliği bilgisinin ağırlığı artırılmalıdır.

 

Spor Bilimleri Ulusal Sempozyumu vesilesi ile hali hazırda çalışan Spor Öğretmenlerine iş başında yardımcı olabilme, takip etme ve her şekli ile destekleyip sorunlarına inebilmek mümkün olacaktır. Beden Eğitimi Öğretmeninin mesleki sorunlarının tartışabilecekleri bir platform yaratılmıştır. İnanıyorum ki haberleşme, iş birliği ve mesleki gelişmeleri takip edebileceğiniz, sonunda bir yayın organı ortaya çıkacaktır. çıkarılmalıdır, sempozyumun başarılı geçeceğine inanıyorum.

 

Bu inançla, gösterdiğiniz ilgi için hepinize teşekkür eder saygılarımı sunarım.

 

 

 Atletizm Öğr. Görevlisi

 

 Feriha ŞAKAR

 

 Ankara Gazi Üniv. Gazi Eğt.Fak

 

Beden Eğt. Ve Spor Bölümü

 

 

KAYNAKLAR:

 

1. Alagöz, S. Emekli Beden Eğitimi Öğretmeni, Söyleşi, 1985.

2. Koçer, H.A. Türkiyede Öğretmen Yetiştirme Problemi, 1948-1967

3. Tarcan, S.S. 1919 Matba-i Amire, İstanbul, Terbiye-i Bedeniye Nazariyatı.

4. “Yüksek Öğretim Kanunu” No: 2547, 4.11.1981 T.C. Resmi Gazete.

---------

(I.SPOR BİLİMLERİ KONGRESİ KİTABI .HACETTEPE YAYINLARI)


Sporbilim 2012