Ana Sayfa Hakkımızda Katkıda Bulunanlar İletişim
 
Kongre ve Sempozyum
Yararlı Bilgiler
Spor Bilim
Dergiler
Sağlıklı Yaşam
Spor Kültürü ve Olimpiyatlar
Temel Bilgiler
Toplumsal Boyutlarıyla Spor
 
Yararlı Bilgiler
SPORLA İLGİLİ LİNKLER
MEVZUAT-YÖNETMELİKLER
SPOR SÖZLÜK, FORMÜL VE ÇEVRİMLERİ
REKORLAR
 
 
E-List
  Gelişmelerden haberdar olmak için e-posta listemize kayıt olun.
 
 

TOPLUMSAL DEĞİŞME VE SPOR

10-TOPLUMSAL DEĞİŞME VE SPOR

(*) Prof.Dr.Füsun Öztürk Kuter'in Toplumsal Boyutlarıyla Spor isimli kitabından derlenmiştir.

Değişme, kelime anlamı olarak önceki bir durum veya varoluş tarzındaki çeşitlenmeler olarak tanımlanır. Değişme her insan toplumunun temel özelliğidir. Bu nedenle ister geleneksel, ister modern bütün toplumlar sosyal değişme süreci içindedir. Ancak bu değişmenin hızı, nitelik ve niceliği toplumdan topluma farklılık gösterebilir.

Sürekli bir hareket içerisinde bulunan, sürekli olarak yenilenen, yapılaşan ve yapısızlaşan toplumsal yapı, kendi bünyesinde bulunan ve farklı özellik ve etkinliklere sahip olan toplumsal öğeler tarafından değişmeye zorlanır. Bu öğeler, genellikle ekonomideki nicel ve nitel gelişmelerin, teknolojideki ilerlemelerin ve demografik oluşumların birer sonucu olarak ortaya çıkarlar. (5, 277). Sosyolog için sosyal değişme, sosyal yapıda meydana gelen önemli değişmelerdir. Bu tanımın içerisine yeni normlar, değerler, maddi kültür unsurları ve sembollerde meydana gelen değişmeler girer. Sosyolog için küçük gruplarda meydana gelen değişmeler ve moda gibi geçici değişmeler önemli değildir; bunun yerine aile, ekonomi, hukuk vb. kurumlardaki değişmeler, sosyal rollerdeki değişmeler ve sosyal ilişkilerde meydana gelen değişmeler önemlidir (4, 487). Temel grup ve kurumlar aile, eğitim, ekonomi, siyaset, din ve boş zaman değerlendirme form ve içerik olarak değişebilir, ama örgütlenmiş sosyal yaşamın olduğu her yerde zorunlu olarak bulunurlar (1, 166). Tüm değişmeler de geçicidir. Heraclius'un dediği gibi, değişmeyen tek şey değişmedir, bunun dışında dünyada hiçbir şey sabit değildir.

Her toplumsal kurum gibi, spor da, kimi görünür, kimi gizli, kimi doğal binlerce iple toplumun gövdesine bağlıdır (2, 84). Bu nedenle spor hem toplumu etkilemekte hem de toplumdan etkilenmektedir. Toplumsal değişme sürecinde, değişmenin içeriğine bağlı olarak spor da değişiklik göstermiştir. çünkü spor insanlık tarihinin her döneminde yapılmış olan bir faaliyettir. Tarihteki ilk sporların, o zamanki yaşama bağlı olarak savunma, saldırı kökenli sporlar olduğu görülmektedir. Okçuluk, eskrim, güreş vb tunç çağının sporları arasında sayılabilir. Demir çağında ise daha çok taşıma, ulaştırma kökenli olan, binicilik, yelken, kürek, kayak, kızak vb sporlar karşımıza çıkar. Giderek köleci toplumlarda, köle sahiplerinin hiç üretim yapmaksızın üründen pay almaya başlamalarıyla birlikte, bireysel boş zamandan sınıfsal boş zaman olanağının doğması da bireysel sporların yanı sıra takım sporlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu noktada köleciliğin doruğa ulaştığı eski Yunan'da sporun gelişmesi son derece doğal karşılanmalıdır.

İsa'dan sonraki dördüncü yüzyılın sonlarında girilen ve bin yıl süreyle tüm toplumsal gelişmeyi askıya alan dönemin adı “Karanlık çağ” karanlığın simgesiyse Katolik Kilisesidir. Bu dönemde, beden ve ruhu sürekli bir çatışma durumunda gören ve ruhun üstünlüğüne öncelik veren Katolik töresinin, mantığının doğal uzantısı olarak, vücudu bağımsızlığa mahkum etmek gibi bir fikir ve uygulama geliştirdiğini biliyoruz (2, 21). İşte Antik olimpiyat oyunları da bu dönemde Roma imparatoru kral Thcedosius'un emriyle (i. S. 393) sona erdirilmiştir. Sadece soylu sınıflara yedi şövalye becerisi kapsamında av, ok atma, satranç, müzik, şiir, ata binme ve yüzme için izin verilmiştir. Spor daha sonra on beşinci yüzyıldan başlayarak orta-sınıfın güçlenmesine bağlı olarak toplumun bütün olarak laikleşmesi sonucu dinsel baskılardan kurtulmaya başlamıştır. On sekizinci yüzyılın ortalarında ise sanayi devrimi ile burjuva toplum ve buna bağlı olarak seyirci ve sporcu olarak ortaya çıkan bir işbölümü görülmektedir. Ulusal devlet olgusuna paralel olarak, dinsel yönlendirmelerden boşalan yeri, askeri ve politik içerik taşıyan spor programları doldurmaya başlamıştır. Bunun en çarpıcı örneği Milliyetçi-Militarist Pan-Cermenik Turner akımında görülen uygulamalardır. Bu uygulamalar ideolojik eğitim için araç olarak kullanılan, Alman gelenek ve göreneklerini vurgulayan, gösterişli giysilerle yapılan halk şölenleri ve kitle cimnastik gösterileridir. Bu şölenler yüzyıl sonra ortaya çıkan Nazi Almanyası gösterilerine de örnek olmuştur.

On dokuzuncu yüzyılın sonlarına baktığımızda ise sermayenin tekelci biçimde örgütlenmesi ve aşırı üretim, dolayısıyla fazlaca boş zaman, teknolojik hızlı gelişim, neticede 1871 ekonomik bunalımı karşımıza çıkmaktadır. İşte sporun kitlesel ilgiye kavuşması bu dönemde artan işsizlikle bağlantılı olmuştur. İlk profesyonel sporcu ve takımlar Avrupa ve Amerikadaki fabrikalardan çıkmıştır. Ekonomik buhran sonrası seyir sporlarının potansiyelini gelire dönüştürmek için dev spor alanları inşa edilmiş, spor araç-gereç yapımcılığı bir sanayi kolu durumuna gelmiştir.

Sosyokültürel değişmeyi anlamlı bir biçimde yorumlayabilmek için değişmenin gözlenebileceği çeşitli genel görünümleri anlamamız gerekir. Zaman, çevre ve insan değişmenin üç görünümüdür. Zaman geçişi, değişmede önemli bir durumdur, fakat zaman kendi başına değişmenin nedeni değildir. Değişme, hem fizik hem kültürel, somut çevrede yer almalıdır. Ayrıca, kişilerin değişmeyi, değişmenin de kişileri etkilemesi değişmeyi son derece önemli kılar (1, 168). Spor olayı da sadece fiziki çevrenin etkisinde kalmamış, aynı zamanda insan unsuru tarafından beşerileştirilmiş olan sosyal çevrenin de izlerini taşır olmuştur. Her ne kadar çevreye şekil veren insan, medeniyetin de ilerleyişi ile doğayı değiştirmeye çalışmış ve yaratıcı olmuşsa da, hala deniz ve su sporlarının kıyı şeridinde, dağ sporlarının da buna olanak sağlayan doğa şartlarında yapılabildiği bir gerçektir (3, 90).

Değişmenin hem oranı hem de yönü büyük ölçüde kasıtlı veya kasıtsız değişmeye dayanır. Kasıtlı değişme ile demek istediğimiz liderler, kaşifler, reformcular ve baskı grupları tarafından gerçekleştirilen sosyal kontrol, sosyal mühendislik ve planlama ile etkilemedir. Kasıtlı olmayan değişme, genellikle öngörülmemiştir. Deprem, kuraklık, sel gibi doğal felaketler sonunda kasıtlı olmayan değişmeler gözlenir. Kasıtlı olmayan değişmenin etkilerinin önemi, ciddiliklerine ve toplumun bu değişmeleri emme veya bunlara tepkide bulunma yeteneğine bağlıdır (1, 169). Örneğin Balkan savaşı ve Birinci Dünya Savaşı yıllarında ülkemizde spor faaliyetleri, şartları gereği kesintiye uğramıştır. Savaş dolayısıyla kulüpler yönetimsiz ve sporcusuz kalmış, planlanan organizasyonlar gerçekleştirilememiştir. Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ise 1938 yılında, halkın fizik ve moral kabiliyetlerini, milli ve devrimci amaçlara göre geliştirmesini sağlamak için, oyun, cimnastik ve spor faaliyetlerini sevk ve idare etmek amacıyla kurulmuş olduğundan kasıtlı değişme hedeflenmiştir.

Değişmenin koşulları, değişmenin meydana geldiği durumlardır. Değişmenin faktörleri ise değişmeyi üretebilen nedenlerdir. Sosyokültürel değişmenin gerçekleştiği koşullarsa şöyle sıralanabilir. Yeni gereksinmelerin ortaya çıkması, değişmeye hazır olma, bilgi birikimi ve bilginin kullanabilirliği, kültürde var olan başat değerlerin tipi ve kişilerin bunlara olan genel tutumu, sosyal ve kültürel yapının karmaşıklık derecesi (1, 174). İşte sporun günümüzdeki boyutuyla karşımıza çıkışı da bu koşullar ve faktörlerin ışığında açıklanabilmektedir. Spor toplumsal bir kurumdur ve bir yandan diğer toplumsal kurumlardan etkilenirken bir yandan da diğer toplumsal kurumları etkilemektedir. Örneğin spor, çağdaş eğitim sisteminde bir araç olarak yerini alırken, sporcu, antrenör, hakem ve seyirci eğitimini amaçlayan spor eğitimi başlı başına bir eğitim alanı haline gelmiştir. Tıptaki araştırmalar sonucunda gelinen noktada spor bir sağlık aracı olarak kabul edilirken, sporcu sağlığı tıpta ayrı bir uzmanlık dalı olarak karşımıza çıkmıştır. Bunun gibi medya ve spor, din ve spor, hukuk ve spor, aile ve spor, spor toplumbilimi içinde tek başına ele alıp değerlendirilmesi gereken konulardır. 

KAYNAKLAR
1-     Fichter, J. , Sosyoloji Nedir, çev: çelebi N. , Atilla Kitabevi, ANKARA, 1994. 
2-     Fişek, K. Spor Yönetimi, A. Ü. S. B. F. Yayın No: 445 ANKARA 1980. 
3-     Erkal M. , Sosyolojik Açıdan Spor, Milli Eğitim Basımevi, ANKARA, 1989.
4-     Kızılçelik, S. , Ergen, Y. , Açıklamalı Sosyoloji Sözlüğü, Saray Kitabevleri, İZMİR, 1996. 
5-     Tolan, B. , Toplum Bilimlerine Giriş, Savaş Yayınları, ANKARA, 1983


Sporbilim 2012